TADER’DEN, BAŞKENT ANKARA’DA “TARSUS HUMUS GÜNÜ” ETKİNLİĞİ
ELLERİN HAFIZASI – BERNA KORTARLA İLE SANAT VE RUHUN DANSI
25.11.2025 - Salı 19:02
Berna Kortarla’nın ellerinde zaman bükülüyor. Renklerin, ipliklerin ve derilerin arasında doğan somut bir dünya var bir yanda diğer yanda ise sezginin, enerjinin ve görünmeyenin alanı. Onunla konuşurken sanki bir tabloya değil, bir enerji alanına dokunuyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Bir nakışın içinde geçmiş yaşamlar, bir tığ işinde kalp ritimleri gizli sanki.
Atölyesi bir mekândan çok bir geçit gibi. Renklerin diliyle konuşuluyor orada, iplikler dua gibi örülüyor. O, sadece öğretmiyor; hatırlatıyor da. Çünkü Berna Kortarla’ya göre sanat üretmek değil, bir tür şifalanmaktır.
Tarot kartlarının sessiz hikâyeleri, rune taşlarının kadim dili, Human Design’ın matematiği ve kader matrisinin gizemli örgüsü. Tüm bu sistemleri sanatıyla iç içe geçirirken Berna görünmeyeni görünür kılıyor. Her çizgi bir enerji hattına, her motif bir sembole, her renk bir ruh hâline dönüşüyor onun ellerinde.
Belki de bu yüzden yaptığı şey “el sanatı” değil, “ruhun sanatı.” Ve o sanatı icra ederken, hepimize usulca bir şey söylüyor: “Kendini hatırla.”
Biz de Berna Kortarla’yla bir araya geldik. Ellerin, renklerin ve enerjinin hikâyesini, kadim olanla bugünün birleştiği o eşsiz çizgiyi konuştuk. Sanatın, sezginin ve kadın olmanın iç içe geçtiği bu yolculukta söz şimdi Berna Kortarla’da...

Berna Hanım, sizinle konuşurken insan sanki hem atölyede hem de başka bir boyutta gibi hissediyor. Ellerinizle üretiyorsunuz ama kalple, enerjiyle, ruhla. Renklerin, dokuların, ipliklerin arasında büyümüş gibisiniz. Her eseriniz biraz geçmiş, biraz bugün, biraz da rüya gibi. Bu yolculuğun ilk tohumu ne zaman atıldı sizde — bir el işiyle mi başladı her şey, yoksa içsel bir çağrıyla mı?
Benim yolculuğum tek bir şeyle başlamadı; hem zor bir aile ortamının içindeki içsel arayışımla hem de ata köklerimden gelen güçlü bir bağ ile başladı. Çocukluğum güvensiz, korkulu ve kaygılı geçti ama sezgilerim, durugörüm ve hislerim o dönemde bile hep açıktı. Ailemdeki üreten güçlü kadınların eli, renklerin ve dokuların dili içimde çok küçük yaşta bir iz bıraktı. Grafik tasarımla başlayan süreçte o çağrı güçlendi ama el sanatlarına yöneldiğimde anladım ki ben zaten bu yolla doğmuşum; hem içsel çağrım hem de ata enerjim beni buraya taşımış.

Grafik tasarım eğitimiyle başlayıp el sanatlarına yönelmek. Bu geçişin arkasında nasıl bir hikâye var?
Grafik tasarım bana renkleri doğru kullanmayı, çizgileri modernleştirmeyi, kompozisyon kurmayı ve estetik bakış açısını geliştirmeyi öğretti. Fakat zamanla fark ettim ki sadece ekranda üretmek beni tamamlamıyordu. Çünkü benim ellerimde doğal bir enerji vardı ve o enerjiyi aktive etmem, bir ürüne, bir dokuya, bir renge aktarmam gerekiyordu. Her şey bir frekans; ipin, derinin, taşın bile enerjisi var. Ben tasarım bilgisini el emeğiyle birleştirdiğim anda kendi bütünlüğümü buldum.

Gazi Üniversitesi’nde aldığınız “El Sanatları” eğitimi, bugün yaptığınız üretimlere nasıl bir derinlik kattı?
Bu eğitim bana hem teknik bir temel hem de kültürel bir bilinç kazandırdı. El sanatlarının tarihini, felsefesini, sabrını, köklerini ve geleneksel anlamını öğrendim. Bugün yaptığım modern tasarımların içinde o köklü el sanatlarının nefesi mutlaka vardır.

El emeğiyle üretmek, sabırla bir şey yaratmak. Sizce bu çağda el sanatlarının ruhu neyi temsil ediyor?
Bugün herkes nefes almaya bile vakit bulamadan koşturuyor. Bu hızın içinde el emeği hem yavaşlamayı hem de kişinin kendi kimliğini temsil ediyor. İnsan üretirken sadece bir ürün ortaya koymuyor; varlığını, duygusunu, nefesini de esere katıyor. El emeği, “Ben buradayım” deyişidir.

Atölyenizde geçen bir günü anlatır mısınız? Boya, deri, iplik ve enerji arasında nasıl bir ritüeliniz var?
Atölyem hem iş yerim hem de ruh alanım. Güne mekânın enerjisini temizleyerek başlarım. O gün hangi malzeme, hangi renk, hangi iş beni çağırıyorsa onunla çalışırım. Bazen örgü çağırır, bazen deri, bazen sadece spiritüel alan… Rune çalışırım, tarot açarım, enerjiyi düzenlerim. Bazen bir müşteriyle edilen küçük bir sohbet bile günün enerjisini değiştiren bir şifa alanı yaratır. Atölyedeki her gün benim için bir ritüel ve dönüşüm alanıdır.

Modern tasarım ile geleneksel el sanatlarını nasıl birleştiriyorsunuz?
Geleneksel teknikleri modern formlarla birleştiriyorum. Bazen rune sembollerinin kadim enerjisini ördüğüm, diktiğim veya işlediğim bir parçaya ekliyorum. Bir sembolün ya da taşın enerjisi ürünü hem modern kılıyor hem de kültürümüzü yaşatarak günümüze uyarlıyor. Böylece geçmişin bilgeliği modern estetikle buluşuyor.

Öğrencilerinizle birlikte çalışırken, onlara sadece teknik mi öğretiyorsunuz yoksa bir yaşam felsefesi de geçiyor mu?
Hayır, teknik işin küçük kısmı. Asıl aktardığım şey sabır, farkındalık, kendine dönüş, içsel yaratıcılığın açılması ve dikkat toplama becerisi. Üretirken kişi duygularını da işler. Atölye bazen terapi alanı gibi olur. Öğrenciler çoğu zaman “Sanki yüklerim gitti” diyerek çıkar.

Sanatı ve spiritüelliği birleştirmek. Bu fikir sizde nasıl doğdu?
Bu ikisi zaten benim içimde birleşmişti. Sanat ellerimin dili, spiritüellik ise ruhumun dili… Üretirken ikisi aynı anda çalışıyor. Bu yüzden benim için ayrı değil; doğal bir birliktelik.

Tarot, rune taşları, tılsım çalışmaları, Human Design. Bunlar birbirinden çok farklı sistemler gibi görünüyor ama siz bunları bir bütün olarak yaşıyorsunuz. Bu sentezi nasıl kuruyorsunuz?
Tarot semboller üzerinden konuşur, rune taşları ise bir harf değil bir yaşayan enerji—bir frekans varlığıdır. Tılsımlar niyeti taşır, Human Design kişinin yaşam mekanizmasını gösterir. Ben tüm bu sistemleri ayrı ayrı değil, kişinin enerjisini farklı merceklerden okumak için bir arada kullanıyorum. Hangisi kişiyi çağırıyorsa o kapı açılır. Aslında yaptığım şey enerjiyi farklı kapılardan okumak ve bütüncül rehberlik sunmak.

Renk analizi ve kader matrisi gibi alanlarda danışanlarınızla nasıl bir dönüşüm yaşıyorsunuz?
Renk analizi duygusal boşlukları, blokajları ve kişinin enerjisel uyumunu ortaya çıkarır. Kader Matrisi ise doğum tarihindeki sayılar üzerinden kişinin genetik hayat derslerini, aile karmasını, potansiyellerini, karmik bağlarını, ilişki döngülerini ve yaşam yolunu gösteren matematiksel bir enerji haritasıdır. Meslek yatkınlıklarından ilişki uyumuna kadar birçok alanda rehberlik eder. Pozitif ve negatif çalışan yönleri göstererek kişiye “Neyi doğru kullanırsa yükselir, neyi yanlış çalıştırdığı için zorlanıyor?” bilgisini sunar. Kader Matrisi astrolojiden farklı bir bakış açısıdır ama çok güçlü bir rehberdir.

Spiritüel alanda danışmanlık verirken en sık karşılaştığınız ihtiyaç veya arayış ne oluyor?
En çok duyduğum şey: “Kendime güvenemiyorum.”
İnsanlar aslında rehber değil, kendi iç seslerine yeniden güvenmek istiyorlar.
Sizce insan kendi potansiyelini keşfetmek için önce neyle yüzleşmeli?
Önce kendi gölgeleriyle… Korkularıyla, bastırdığı yanlarıyla, aileden gelen kalıplarıyla ve kendi kendini sabote ettiği yerlerle. Benim de çocukluğumun travmaları, dikkat eksikliği, dinginleşemeyen zihnim ve ata köklerinden gelen hassasiyetim sanatla birlikte düzenlendi. Sanat bana zihinsel sakinlik ve odaklanma kazandırdı. Potansiyel ancak kişi kendi karanlığını gördüğünde açılır.

Sanat mı daha dönüştürücü, yoksa spiritüel farkındalık mı? Yoksa sizce bunlar aynı yolun iki yüzü mü?
Bence aynı yolun iki yüzü. Sanat ellerle şifa verir, spiritüellik ruhla… Ama ikisinin kaynağı aynıdır. Ben ürettiğim her şeyde bu iki yolu birlikte yaşıyorum.
Sizce üretmek — hem sanat hem enerji anlamında — bir kadın için ne ifade ediyor?
Kadın üretirken iyileşir, köklenir, güçlenir. Üretmek kadının varoluşunun doğal hâlidir; hem enerji hem sanat alanında şifa üretir.

Kadınların el sanatlarıyla, kendi elleriyle bir şey yaratmasının ardında nasıl bir içsel güç var sizce?
Bu binlerce yıllık bir hafıza. Atalardan gelen bir el, bir nefes, bir dua vardır her ilmekte. Kadın üretirken hem geçmişi hem kendini taşır.
Eğitim verirken kadın katılımcılarınızda gözlemlediğiniz en büyük değişim ne oluyor?
En büyük değişim özgüven. “Ben yapabiliyorum” demek bir kadının bütün hayatını değiştiriyor. Üretmek kadında hem zihinsel hem ruhsal dönüşüm yaratıyor.
Kendi yaşamınızda “Berna öğretmen” ile “Berna kadın” arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Aslında ikisi ayrılmıyor. Öğretirken de kadınım, üretirken de öğretmenim. Kaynağım aynı: üretmek ve paylaşmak.

“Usta öğretici” unvanınızın arkasında çok emek var. Peki bu yolculukta en çok hangi dönüm noktası sizi değiştirdi?
El sanatlarına yöneldiğim gün… Kendime “Bu benim yolum” dediğim o an, hem çocukluk yaralarım hem ruhsal arayışım bir noktada birleşti. Asıl dönüşüm orada başladı.

Eğer el sanatları ve spiritüel danışmanlık olmasaydı, Berna Kortarla bugün kim olurdu sizce?
Muhtemelen yine renklerin, sembollerin ve insanların hikâyelerinin peşinden giden biri olurdum ama ruhum eksik kalırdı. Benim yolum hem üretmek hem şifalandırmak üzerine kurulu.

Yakın zamanda kalbinizi hızlandıran ne var? Atölyenizde filizlenen yeni bir proje, bir eğitim hayali ya da sizi şimdiden üretmeye çağıran bambaşka bir alan?
Evet, hem yeni bir el sanatları koleksiyonu hem de kadınların enerjisini güçlendiren özel bir eğitim programı hazırlıyorum. Bu yeni döngü, içimde büyük bir heyecan ve yaratım isteği uyandırıyor.

Berna Kortarla’yla yapılan bu söyleşi, bir röportajdan çok bir ruh teması gibiydi. Sözcükleri sadece bilgi taşımıyordu; her biri bir renk, bir dokunuş, bir enerji gibiydi. Konuşurken sanki görünmeyen bir frekansa ayarlanıyor insan — yavaşlıyor, yumuşuyor, hatırlıyor.
Ankara’da hayat bulan Berna Handcrafts Hobi ve Sanat Atölyesi, onun bu enerjisinin uzantısı gibi. Üretmenin sadece el becerisi değil, kalpten gelen bir hatırlayış olduğunu hatırlatıyor insana. Her iplik, her desen, her form — bir iç sesin yankısı.
Benim için bu röportaj yalnızca keyifli değil, aynı zamanda çok boyutlu bir ilham alanıydı. Sanatı, sezgiyi ve kadim bilgeliği böylesine iç içe geçiren bir zihinle konuşmak, insana kendi üretim gücünü de yeniden fark ettiriyor.
Ve röportaj bittiğinde akılda şu his kalıyor;
Berna Kortarla, sadece üreten biri değil, yaptığı her şeyle ruha bir hatırlatma gönderiyor — “sen de yaratansın.”
#İşbirliği
Müzeyyen Beyza MERCAN







Fadi Kimdir? Fadime Daş’ın Hayatı ve Müzik Yolculuğu
TARSUS BELEDİYESİ'NDEN ÇÖPLÜ VE YARAMIŞ’TA YOL ÇALIŞMASI
Burçin Eryetiş Kimdir? Türk Halk Oyunlarından Dijital Dans Eğitimine
TARSUS BELEDİYESİ’NDEN KAKLIKTAŞI VE TEKELİÖREN’DE KAPSAMLI YOL ÇALIŞMASI
TARSUS TİCARET BORSASI PERSONELİNE İLERİ SÜRÜŞ TEKNİKLERİ EĞİTİMİ
Feride Aslan Kimdir? Makyaj Sanatçısı ve Karakter Dönüşüm Uzmanının İlham Veren Hikâyesi
TARSUS BELEDİYESİ, KULAK MAHALLESİ’NDE 40 YILLIK YOL SORUNUNU ÇÖZÜME KAVUŞTURDU
Ali Buğra Gazi Kimdir? Hey Tarsus’un Ardındaki İsim
BORSA İLE İLÇE TARIMIN İŞ BİRLİĞİ ÜRETİCİYE DOĞRUDAN YANSIYACAK, "AMS İZLEME KAMERALARI İŞBAŞINDA”
TARSUS TİCARET BORSASI ÜYELERİNE BN HOTEL THERMAL & WELLNESS’TA İNDİRİM
Mükemmel sorulara verilen yüksek farkındalıklı cevaplarla renklerin arasında bir gezintiye çıktık gibi.
Berna hanım bize üretmenin ve yaratıcılığın içimizdeki potansiyeli kullanmanın ne kadar önemli olduğunu ne kadar güzel anlatmış.
Teşekkürler 🙏❤️