Doğallığıyla milyonlara ulaşan Elif Kolukırık | Sahte olmayı hiç beceremedim.

08.09.2025 - Pazartesi 19:56

Bugün sizi enerjisiyle ışıl ışıl parlayan bir genç kadınla tanıştıracağım. Elif Kolukırık. 1998, Mersin/Tarsus doğumlu. Çocuk gelişimi okumuş ama sonra bambaşka bir yol seçmiş. “Ben mesleğimi yapmak istemedim” diyor. Öyle içten, öyle samimi ki, dinlerken içiniz ısınıyor.

Sosyal medya onun için önce küçük bir meraktı. Sonra tutkuya dönüştü. Pandemi döneminde profesyonel başlamadığına pişman. “Hayattaki tek pişmanlığım” diyecek kadar da net. Ve evet, herkes ekmek yaparken o içerik yapabilirdi, yapmamış.

Ama sonra 2022’de kolları sıvıyor. Doğal, kendi halinde içerikler paylaşmaya başlıyor. Takipçileriyle “benim ailem” diyecek kadar yakın bir bağ kuruyor. Öyle ki 24 bin kişilik topluluğu var ama videoları milyonlara ulaşıyor.

Ve hikâyenin romantik kısmı geliyor 2025’te hayatının aşkı, Murat Hakan yani nam-ı diğer Emrati ile dünya evine giriyor. Evlilikleri, kahkahaları, küçük sürtüşmeleri. Hepsi içeriklere yansıyor. Ve takipçileri onları izlemeye doyamıyor.

Ben de oturdum Elif’le, sordum, konuştuk, güldük, dertleştik. Buyurun, Elif’in hikâyesi sizlerle.

Elif, çocuk gelişimi mezunusun ama sen bambaşka bir yol seçtin. Hani klasik tabirle “hayaller başka, hayat başka” ama sen hayallerine gitmişsin. Nasıl oldu da bu dünyadan sosyal medyaya geçtin?

Benim için önemli olan, hayattan nerede, nasıl ve ne yaparken zevk aldığım oldu. Sabah 8 akşam 5 düzeni hiçbir zaman bana göre bir sistem değildi. Kendime “Elif, sen ne yapmak istiyorsun?” diye sorduğumda, kendimi sosyal medyada buldum.

Sosyal medya bana keyif veriyor, aynı zamanda bu mecra benim işim ve sorumluluğum. İnsanlarla bu bağı kurmak zor olmadı. Mutluluğum ve disiplinim onlara geçti ve sonunda kocaman bir ailem oldu.

Çok mutluyuz…

“Hayattaki tek pişmanlığım pandemi döneminde sosyal medyayı profesyonel kullanmamak” diyorsun. Ay çok enteresan. Herkes ekmek yaptı, sen içerik yapabilirdin yani. Biraz açsana.

Pandemi döneminde üniversite öğrencisiydim. İnanılmaz güzel zamanlar yaşadım ve paylaşımlarıma devam ediyordum. Fakat hesabım herkese açık değildi. Hayattaki tek pişmanlığımın bu olmasının sebebi, hesabımı profesyonel bir şekilde kullanmamam. Çünkü şu anda gördüğümüz tüm influencer ve fenomenler, tam da o süreçte yayıldı.

Potansiyelimi o dönemde kullanmadığım için çok üzgünüm ve hâlâ pişmanlığını yaşıyorum.

İlk videonu hatırlıyor musun? O “tamam ben başlıyorum” dediğin anı. Tıkla paylaş dedin ya, kalbin nasıl attı?

Tabii ki hatırlıyorum, çocuk gibi sevinmiştim. Ama bu sürecin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını söyleyebilirim. Şu anda bu konumda olmam inanılmaz güzel bir duygu. Daha öncesinde bir hesap açmıştım, çok güzel ilerlerken hesabım çalındı. İnanılmaz üzüldüm ama hiçbir zaman vazgeçmedim.

Şu anda kullandığım hesabıma geçtim, takipçilerimi tek tek bulup iletişime geçtim. Zamanla kitlemi bu hesaba taşıdım. Daha da hırslanmıştım; kafaya koymuştum, bu işi başaracaktım. Ve başardım. Her gün kendime bir hedef koydum, planlı çalıştım. Milyonlarca izlenme kazandım.

Ama bu süreçte her düşünceye saygı duydum. Herkes her içeriğini beğenmek zorunda değil. “Seni beğeniyorsan, sıkıntı yok Elif.” dedim kendime. Linçlendiğim zamanlar da oldu ama bu bile benim için bir başarıydı.

Doğallığın seni sen yapıyor. Bayıldım buna ama dürüst ol - Hiç “Acaba şöyle bir filtre kullansam, daha çok takipçi gelir mi?” diye düşündüğün oldu mu?

Öncelikle çok teşekkür ederim. Beni diğer influencerlardan ayıran en büyük özelliğim; makyaj, shop filtreleri kullanmamam, gösterişli paylaşımlar ya da yemek masalarıyla öne çıkmamam. Aldığım ürünleri insanların gözüne sokarak kargo açılımları yapmıyorum. Ayrıca beni takip eden, dışarıda yanıma gelen ve konuşmak isteyen insanlara asla egoist bir yaklaşımda bulunmuyorum.

Eğer bunları yapsaydım, ben ben olmazdım. Bu yüzden doğallığımdan asla vazgeçmedim. Sosyal medyada beni filtre ile görüp dışarıda filtresiz bir şekilde görünce insanların şaşırması ya da yanıma gelmeye çekinmesi beni çok üzerdi. Çünkü sonuç olarak hepimiz insanız ve insanların bizi takip etme sebebi, bizde örnek bir davranış bulması, o samimiyeti hissetmesidir.

Bunu başarabilmiş olmak beni çok mutlu ediyor. Çünkü kamera önünde de, kamera arkasında da hep Elif’im. Bence inanın, artık bunu başarabilen influencer sayısı çok az. Bu yüzden başarabildiğim için kendimle gurur duyuyorum.

24 bin takipçin var ama 3 milyon erişim yakaladığın olmuş. Helal be 🙌 O an, telefon ekranında o rakamları gördüğünde ne hissettin?

Benim her zaman hedefim, “Daha fazla ne yapabilirim, en iyisini nasıl olabilirim?” sorularına cevap bulmaktı. Bunu yaparken takipçilerim neyi sever, neyden hoşlanır diye düşünmeli ve onları merakta bırakmamalıyım. Sürekli iletişim halinde olmalıyız, çünkü onlar üzülmemeli.

Öyle bir konumdayım ki artık birbirimize o kadar alıştık ki… Her gün paylaşım saatimden iki saat geç paylaşım yaptığımda, “Neredesin? Ne oldu?” mesajları geliyor. Bu, inanılmaz güzel bir duygu ve beni daha da hırslandırıyor.

Takipçilerimin sevgisi, benim en büyük motivasyonum.

“Biz artık bir aile olduk” diyorsun takipçilerin için. Çok tatlısın .Peki hiç seni dumura uğratan, gözlerini dolduran bir takipçi mesajı aldın mı?

Hiç unutmuyorum, 3 milyon izlenen videomun altına bir sürü linç yorumları gelmişti. Ben sesimi çıkartmazken, takipçilerim videomu linçleyen kişilere cevap veriyordu. O an, nasıl bir aile olduğumuzu anlamıştım.

Hayatta kan bağım olmadan beni karşılıksız ve koşulsuz seven insanlar var. Bu, inanılmaz güzel bir his. Her zaman çok iyi olmamı istiyorlar, beni tanımadan bana dua ediyorlar. Sürekli motivasyon mesajları atıyor, benimle sürekli iletişim halinde oluyorlar. İnanılmaz tatlılar. ♥️

Ve tabii büyük haber- Murat Hakan, nam-ı diğer Emrati ile evlendin. Allah mesut etsin. Nasıl tanıştınız? Bu aşk sosyal medya sayesinde mi yoksa hayatın sürprizi mi?

Bu aşk, hayatın bana en güzel sürprizi oldu: Emrati. Bizim ilişkimiz, benim en yakın arkadaşım ve onun lise arkadaşı olan Bilge sayesinde başladı. 4 yıllık bir ilişki sürecinden sonra, 19 Ocak’ta birlikteliğimizi evlilikle taçlandırdık.

Sosyal medyada da, normal hayatta da en önemli kriterimiz saygı, sevgi ve güven duygusuydu. Her zaman önceliğimiz birbirimiz oldu; hiçbir şey bizden daha önemli değildi.

Hayattaki tek mottomuz ise: “Birbirimizi yeriz ama yedirtmeyiz.” 
Çok mutluyuz, maşallah diyelim de. :)

Evlilikle birlikte içeriklerin de değişti. Çift içerikleri başka bir dünya. Eğlenceli mi? Yoksa bazen “offf Murat, kamerayı kapat yaa” dediğin oluyor mu?

Evet, içeriklerim değişti ve çok tatlı oldu. Çift içerikleri bence çok güzel bir dünya çünkü biz, bir bedende iki kişiyiz. Benim düşünemediğim anda Emrati devreye giriyor, onun düşünemediği anda da ben. Bu sayede artık çok daha fazla içerik fikrimiz oluyor.

Hiçbir zaman öyle bir söylemim olmadı çünkü ikimiz de yaptığımız iş ne olursa olsun, özel anlarımızdan daha önemli olmadığını biliyoruz. Zaten hesabımda gördüğünüz tüm içeriklerim anlık gelişiyor. Yani hayatımızdaki normal anlarımız içerik haline geliyor. O yüzden videolarım da doğal oluyor.

Sen içerik üreticisi, o müzik tarafında üretken. Yaratıcı enerjiler nasıl birleşiyor? Evde sürekli fikir mi uçuşuyor havada?

Ahhh evet, kesinlikle… Hiç sormayın :) İkimiz de işini en iyi yapmak isteyen insanlarız, çok hırslıyız ve başarıya, öğrenmeye açız. Bu konuda çok şanslıyız; çok güzel bir duygu olsa da bazen sıkıntı olabiliyor. Uçuşan fikirler, çatışmalar, tartışmalar, anketler ve iddialar doğurabiliyor.

Ama gün sonunda birbirimizin başarılarını kutluyoruz ve hayatımıza devam ediyoruz.

Ailen ilk duyduğunda “Kızım öğretmen olsaydın” mı dedi, yoksa “Hadi bakalım Instagram fenomeni geliyor” diye destek mi oldu?

Ailem, hayatımda tuttuğum takım, siyasi görüşüm, yaptığım iş ve hayatımdaki insanlar hiçbir zaman karışmadı; her zaman her görüşüme saygı duydular. Bu gerçekten çok büyük bir şans. Ben gerçekten çok şanslı bir kız çocuğu olarak doğdum. :) Onların görüşleri ve fikirleri benim için her zaman çok önemliydi.

Başlarda “Instagram fenomeni ne diyor?” diye merak ediyorlardı. Şu anda birlikte dışarıya çıktığımızda insanların ilgisini, sevgisini, videolarımın ne kadar izlendiğini ve arkadaşlarımdan benim hakkımda duydukları olumlu yorumları gördükçe onlar da çok motive oluyor. Şu anda takipçilerimden farkları yok, saatlik olarak takip ediyor, paylaşım yapmadığımda beni arıyorlar. Videom kaç bin izlenmiş, kaç kişi beğenmiş, keşfete mi düşmüş… Her olaya hakimler. Hatta içeriklerimin çoğu hakkında farklı, yaratıcı fikirler de veriyorlar. Bu konuda destekleri gerçekten çok fazla.

Sosyal medya güzel ama acımasız yorumlar da olabiliyor. Seni en çok zorlayan eleştiri ne oldu? “Off bu biraz ağır oldu” dediğin bir an yaşadın mı?

Tabii ki, oldu. İnsanlar bu konuda çok acımasız; hiç düşünmeden linçleyebiliyorlar. “Offf, bu ağır oldu” dediğim şeylerden biri, hemcinslerimden gelen kötü yorumlardı. Bir kadının, bir kadına nasıl kötü yorum yapabildiğini hiç anlamıyorum. Hiçbir zaman yapamayacağım bir şey, ama düşüncelerine her zaman saygı duyuyorum.

Bir de güzel tarafı var tabii. Hiç böyle okurken gözlerin dolduğu, “İyi ki yapıyorum bu işi” dedirten bir yorum aldın mı?

Her zaman, her güzel yorumda kendimi bulutların üzerinde hissediyorum. Sonuç olarak videonun her saniyesine, yazı puntosuna kadar dikkat ediyorum ve en önemlisi etkileşim saatine. Videoyu paylaşıp her saniyesini takip etmekten hiç vazgeçmedim; hâlâ rahat olamıyorum.

Ama o gelen güzel mesajlar, tüm emeklerimin karşılığı, gururum ve başarım oluyor. İşte o an, sevinçten pamuk gibi oluyorum. Her zaman söylüyorum ve hep söyleyeceğim: Instagram ailemi çok seviyorum, iyi ki varlar.

Peki Elif, bundan sonrası? Youtube, TikTok, belki televizyon. Hadi hayalini söyle bana; Gelecek planların ne?

Bundan sonraki planım ve planlarımız çok büyük. Bu konuda büyük başarılara imza atmak için koşturmaya devam ediyoruz.

Televizyon programlarına yabancı değilim. Geçtiğimiz ay, Demet Şener’in “Bir Demek Hafta Sonu” programında konuktum. “Gelin Evi” programından da davet aldım, ancak doğallıktan uzak olacağını düşündüğüm için katılmak istemedim ve katılmadım.

Daha fazla programda yer almayı çok isterim. Emrati ile çift olarak yarışmalara katılmayı da çok isterim. Gelecek planlarım arasında öncelikle 100 bin takipçiye ulaşmak var.

Şu anda YouTube kanalımı ve TikTok hesabımı büyütmek de hedeflerim arasında. Her kulvarda yarışmaya ve kendimi geliştirmeye devam edeceğim.

Yeni başlayacaklara bir tavsiye istesem? “Bak ben yaptım, sen de şunu yaparsan yolun açılır” diyeceğin en önemli şey ne olurdu?

Yeni başlayanlara bir tavsiye vermek istersem, bu kesinlikle sabırlı olmaktır. Sabır, istikrarlı paylaşım, planlı çalışmalar ve kendilerine şu soruyu sormaları çok önemli: “Sen olsan bu hesabı takip eder miydin?”

Sürekli empati hâlinde olmalarını isterdim. Zaten bunu yaptıktan sonra başarı kapıda demektir, bana göre.

Ve final sorum -Elif Kolukırık’ı üç kelimeyle tanımlasan. (Biliyorum zor soru ama en tatlısı da bu )

Elif Kolukırık’ı üç kelimeyle tanımlamak istesem; sıcakkanlı, doğal ve saygılı birisi. ♥️

Elif Kolukırık’la konuştuktan sonra anladım ki sosyal medya sadece sayıdan ibaret değilmiş. Bazen bir gülüş, bir samimi an, bir kahkaha binlerce insana dokunabiliyor.

Onun hikâyesi bize şunu hatırlatıyor; Doğal olmak risk değil, kazanç. Cesur olmak, kendi yolunu çizmek, sahici kalmak. İşte gerçek başarı bunlarda gizli.

Elif, hayatını ve aşkını ekranlarımıza taşırken, biz de ona bakıp gülümsüyoruz, bazen kendimizden bir parça buluyoruz. Ve işte sosyal medyanın büyüsü de burada. İnsanlar sadece takipçi sayısı değil, gerçek bağ kurduğu hikâyeler için orada.

Bu röportajı bitirirken şunu söylemeden edemiyorum. Elif Kolukırık, sahte olmayı hiç beceremedi ama binlerce insanı kendine hayran bıraktı. Ve sanırım bundan sonra da başarısını ve samimiyetini izlemeye devam edeceğiz.

#İşbirliği

Müzeyyen Beyza MERCAN

YORUM YAZ