Çıkarların Çöküşü, Ruhunun Çığlığı

06.12.2024 - Cuma 20:47

Ey dünya, çıkarlar üzerine kurulu bu eski ve yıkık sahne. Kendine hiç sordun mu, neye hizmet ediyorsun? Kendi kazançların için mi, yoksa gerçek bir ruhun peşinden mi? Sokrates’i al yanına, kendini sorgula. Ama unutma, o bir gün susacak ve sen, kendi yalanlarınla baş başa kalacaksın.

Hüzün, başkaldırı ve zehirli bir ironiyle söylemek gerekirse; Her bir yüzünüzü iplerden asın. Maskelerin arkasındaki sahte kahkahalar, her sözünüz bir bumerang gibi gelip kafatasınızı parçalayacak. Dost dedikleriniz, mezar taşlarınıza bakarak kahve içecek. O kahvelerin telvelerinde ne bulacaklar sanıyorsunuz? Sonsuz bir hiçlik.

İki yüzlülük, insanın kendi ruhuna ettiği en büyük ihanettir. Ve sen, ey çıkarcı dost, kendi aynana bakacak cesaretin var mı? Bir gözün para sayarken, diğer gözün vicdanını mı görür? Bırak, görme. Çünkü görsen bile dayanamazsın; çığlıklar içinde saklanacak başka bir maskenin peşine düşersin.

Unutma, herkes bir gün çıplak kalır. Maskeler düşer, çıkarlar yok olur. Elinde ne kalır? Ezik bir kalp mi, içi boşaltılmış bir insan sureti mi? Yoksa hiç yaşanmamış bir hayat mı? Yazık, hayat dediğin bu kadar mıydı? Başkalarının omuzlarına basarak çıktığın o tepe seni sadece daha çok yalnızlaştırdı.

Kalabalıklarda tek başına yürüyenler, kendinizi alkışlayan bir güruhla çevriliyseniz bile bilin ki, kendi sesinizden başka bir yankı duymuyorsunuz. Ve o yankı, sizi boğacak. Sahte yüzlerin, sahte zaferlerin sonu hep aynı; Sessiz bir yenilgi.

Ama bak, bir umut var. Umut dediğin, belki de yolda kırılmış bir cam parçası; Parlak ama keskin. O camı avucuna alırsan, kanar ellerin. Ama anlar mısın ki, bu acı seni iyileştirir? Erdem, acının kollarında büyüyen bir güldür. Kendi kanında boğulmaktan korkma, çünkü o kan seni temizler.

Sokrates, "Kendini bil" diyordu. Kendini bil ki, iki yüzlülüğün varsa, yüzleş. Her yüz bir mezar taşı gibi ağırdır, unutma. Kendini bil ki, nefretten, kıskançlıktan, çıkarcılıktan soyun. Çünkü ruhunu paramparça eden bu yüklerden kurtulduğunda, nihayet kendine döneceksin.

Ve son bir şey, rüzgarın fısıldadığı gibi: "Hayatta bir tek şey unutulmaz, o da unutmak." Ama sen, unut. Unut çıkarlarını, unut maskelerini. Ve hatırla, erdem, bu kaosta yolunu bulabilenlerin feneridir. Kendi yolunu bul ve cesaretle yürü. O zaman gerçekten yaşamış olursun.

Müzeyyen Beyza Mercan

YORUM YAZ